FaTih NiHaT tAşTaN
İnandığın Kadar Güçlüsün,Güçlü Olduğun Kadar Sağlam Yürürsün
Ana Sayfam      NETWORK'UN DİKENLİ YOLLARI

iltekkonya.com

                              

 
 
                                          
 
 
Vermek istemeseydi istemeyi vermezdi Yaradan....Hayat isteyene istediği kadarını verirmiş.bir işe başlamadan önce  o işe
inanç çok önemlidir başarmak için.insan kafa olarak donanım olarak maksimum başlamalı ki verimli olsun çalışmaları.....işimizin büyüklüğünün
farkında olamayan arkadaşlları gördükçe,çok üzülüyor bir okadar da kendimi şanslı görüyorum.farkın da deyiller yürüdüklerin yolun...
hala eski kafa eski düşünce ve haliyle eski yılgın bitkin ve halsiz adımlar.kazma ve kürekle petrol aramak yaptıkları,hatta ve hatta
uçan balonla aya uzaya feza ya çıkmak  yaptıkları ve sonuç koca bir hüsran.....işte işimiz de biten ve bitenlerin durumu da bundan farksız.yani
eski yöntemlerle yeni peynire ulaşılamaz bunu hepimiz biliyoruz bilmek zorundayız.İşte buyuzden ilk önce donanımlı hala gelip tam techizatla
çıkmalıyız bu sefere yolumuz da yılmamak bıkmamak ve pes etmemek için....Aşagıdaki bilgiler altın değerinde dir.yürüdüğümüz bu yolda pusuladır bizlere.
Çoğu arkadaşım bu bilgilere vakıf ama tekrar tekrar göz gezdirmenin yararlı olduğu kanaatindeyim... 

BİZİM İŞİMİZ OLAĞANDIŞI BİR İŞ
 
Bizim işimizin prestij gerektirdigini ve buna göre haraket etmemiz gerektiğinden bahsediyoruz sürekli.Bunu bizden başka hiç kimse sağlayamaz. Sizin işinize ve iş arkadaşlarınıza saygı duymadan bu saygıyı başkalarından beklemeniz tam manısı ile ütopik olur.Bizler çok kazançlı ve saygın bir işi icra ediyoruz.İşimizin yeni ve ev eksenli olduğundan insanların beynindeki klasik tarz ticaret mantığına aykırı düşebilir,ve işle alakalı yanlış düşüncelere kapılabilirler.Onların bu düşüncelerini bizden başka hiç kimse değiştiremez.Bu önyargı yada bilgisizliği gidermenin en güzel yolu hal ve hareketlerimize dikkat etmekten geçer.Yani insanlara hal dili ile örnek olmak mecburiyetindeyiz.Çevremizdekilere davranışlarımız,onlarla iletişimimiz,konuşmamız,oturuşumuz kalkışımız yani her halimizle ciddiyetimizi hissettirebiliriz.

Tamam yakın arkadaşlarımızla hatta ailemizle birlikte çalışıyor olabiliriz.Ama bu böyle olduğu için biz onlarla iş konusunda ciddi tavır takınamıyacağımız manası taşımıyor değil mi?İşte tam bu noktada bazılarımız yalnış davranışlarda bulunabiliyoruz.Çok samimi olduğumuz arkadaşlarımızla çalıştığımız için hitap konusunda sıkıntı yaşıyoruz.Bir örnekle bunu somutlaştıralım;arkadaşınız sunum yapmanız için sizin tanımadığınız bir arkadaşınını davet etti,siz her zaman davrandığınız gibi davranırsanız arkadaşınıza işinizin prestijini ciddi ölçüde zedeyebilirsiniz.Daha da somutlaştıralım;Ali Rıza'ya arıza,Rabia'yaRabiş;Selçuk'a selo, Mehmet'e memo gibi....Ya da kendi aranızda kullanmış olduğunuz bir takım lakaplar,ünlemler;koçum,bebeğim(son zamanlar çok popüler kızlar arasında), (örnekler çoğaltılabilir) gibi kelimeler kullanırsanız daha baştan işin prestijini kaybettirmiş olursunuz.

Bir de şöyle düşünün ; siz arkadaşınıza Ahmet bey ,Rabia hanım,Selçuk Bey diye hitap ederseniz bu davet edilen kişi üzerinde soğuk duş etkisi yapacaktır.Şöyle düşünecektir;yahu 40 yıllık selo olmuş Selçuk bey...Ve işte sadece sizin kullandığınız bu Bey kelimesi ya da Hanım;işinizin prestijini koruyacaktır.Yalnış anlaşılmasın biz aslında olmayan birşeyi varmış gibi göstermiyoruz.Bu işe dahil olan herkes artık bir uluslararası işkadını ya da uluslararası bir iş adamıdır.Ve bizler birbirimize hitap ederken iş esnanısında kullandığımız kelimelere dikkat etmek zorundayız.

Bey ya da hanım demesi zor olmamalı,bu davranış karşınızdakini onure edeceği gibi;onun işe davet ettiği kişi nazarında da büyük etki uyandırır ve işin ciddiyetini hissettirmenizi sağlar.Eğer çok zorlanıyorsanız birbirinize Hocam diye hitap edebilirsiniz;şahsen ben hayatta kim olursa olsun,hepsinden öğreneceğim bişeyler olduğunu düşündüğümden herkesi hocam olarak görüyorum ve grubumdaki arkadaşlarıma bu şekilde hitap ediyorum.Sizde bu şekilde davranabilirsiniz.Bu ince ama çok önemli bir ayrıntıdır ve buna çok dikkat etmemiz lazım.

 

                                                                                                            BİLİNÇALTI

 

Başarılı olmak istyorsanız değişime uğramanız gerekiyor.İnanmadığımız şeyi düşünemeyiz.Başarılı insanlar ile başarısızlar arasındaki

tek fark beyin değil;yazılımdır.Bilgisayarınızdan çıkan şey donanımdan değil yazılımdan çıkar.Beyninize yerleştirilmiş

bir takım kuramlar vardır,belki sizler bile hedeflerinize inanamıyorsunuz.Doğduktan sonra otomatik olarak

beynimize kuramlar kurulmuş ve inançlarımız böylece ortaya çıkar.Öncelikle bunu bilmemiz lazım ve kuramları

değiştirmemiz gerekiyor.Bizim beynimiz bir mucizedir.Eğer onu tanırsak herşeyi başarabiliriz.

Yıllarca altın dolu sandığın üzerine oturup,dilenen ama altındaki sandığın içindekinden haberi olmayan bir

dilenciye benziyor durumumuz.

Peki bilinç altımızı nasıl değiştirebiliriz?

Doğduğumuzdan bu yana etraftan hep şu şekilde tepkiler almışızdır;sen yapamazsın,asla başaramazsın,zengin olamazsın

Aptalın tekisin,tembelin tekisin vs...

Etrafımızdaki herkes bizim bilinç altımızı bu şekilde biçimlendirmeye başlıyor.Bir süre sonra düşünmeye başlıyorsun;

evet ben yapamam,aptalın tekiyim ...Örneğin matematikte başarılı olan bir kimsenin kimyada aynı başarıyı

gösterememesinin altında yatan asıl neden budur.Oysa iki bilim dalı da neredeyse birbirinin aynısıdır.

Arıgillerden bir türün kanatları o kadar küçükmüş ki bilim adamları bu arıların asla uçamayacağına inanıyorlarmış.

eğer arıların insanları algılama şansı olsaydı emin olun uçamazlardı.

Babanız bile olsa bu kişi hiç kimseye size birşey başaramayacağını söyletmeyin.

BİLİNÇ ALTINI DEĞİŞTİRME YÖNTEMLERİ

Negatif konuşma


Kötü haber okuma

Negatif insanlarla muhabbet kurma

Beyninize pozitif cümleler yazın.

MEsela;Her geçen gün daha iyiye gidecek,çok daha fazla zengin olacağız.

Manası aynı olan iki cümle kurulabilir pozitif ve negatif olmak üzere.Biz olumlu olanları seçmeliyiz.

Örnek verecek olursak;Neden fakirim? değil;Neden zengin olamıyorum gibi...

 

 

                                                                                                                          PARADİKMA

Paradigma :Bir bakış açısının, kavrayış ve anlayışın adıdır.Hayatımızda yaptığımız bazı davranışlar belli  bir süre sonra bir hayat felsefesine dönüşür.Aslında normal olmayan bir durum bize sıradan ve olması gereken bir durummuş gibi gelmeye başlayabilir.Tabi burada paradigmayı  kendi konumuz açısından değerlendireceğiz.Birazdan size bazı paradigmalardan bahsedeceğim.

Bizim işimiz  çok iyi web sitesi tasarlamak ya da sadece kitap okumak değildir.

Bunlar işimizin en önemli kısımlarını oluşturmaktadır.Ancak bazı arkadaşlar bu dengeyi kuramıyor.Bu işte sizin ne kadar çok bildiğiniz değil sizden sonrakilerin ne kadar bildiği önemlidir.

Alt kollarınıza zaman ayırmalısınız. Aldığımız eğitimleri pratikte uygulamadıktan sonra bunlar  bir işe yaramazlar.Belli bir süre sonra öğrendiklerinizi unutmaya başlarsınız.Bunun acı tecrübelerini zaman zaman görmekteyiz.

Bizim işimizin en önemli kısımlarından biri de davet almaktır.Yani sunum bırakmaktır.Yeni sunum bırakmadan yeni insanlara ulaşamazsınız.Hala neyi bekliyorsunuz?Türkiye’de yaklaşık 40 milyon internet kullanıcısı  ve dünyada 1.7 milyar insan sizi bekliyor.Bunun  farkında mısınız?

Herkes ne iş yaptığına bir durup baksın.Bizim işimiz  gelecek yüzyıllın işidir.İşimizin sınırları oldukça geniştir.İstediğiniz yerde yapabilirsiniz.

Birçok arkadaş beginer(başlangıç)eğitimlerini aldı.Sadece başlamak gerekiyor.İşte size bir paradigmadan bahsedeyim: Vizeler biter,millet memlekete gider,memleketten döner işi unutmuştur,tekrar eğitim verirsin,Finaller başlar.Finaller biter dönem tatili olur yine herkes memleketine gider.Tekrar gelir toparlayalım derken yine vizeler başlar…Sene başından beri durum budur.Arkadaşlar bu paradigmayı yenmemiz lazım.

Alışkınlıkları değiştirmek zordur.Ama bunu yapmak zorundayız.Saatte 20 km/hız ile Japonları geçemezsiniz.Güney Korelilerin bir sözü vardır: “Japonlar bir dakika durursa biz onları geçeriz.” diye.

Bize bir iş fırsatı sunulmuş.Sermayesiz,risksiz ve sınırsız kazanç elde etme imkanımız var.Bir çoğumuz 1.5TL maaş için 18 YIL okuyoruz.Ama yılda 100 BİNLERCE DOLAR KAZANACAĞIMIZ  işimize çok az zaman ayırıyoruz.

Bu mentaliteyi(düşünce biçimimizi) değiştirmemiz lazım. Spencer Johnson bir kitabında :” Eski inançlarınız sizi yeni peynire götürmez.” der.

Biz de mevcut mentalitemizi ,düşünce yapımızı,değiştirmedekçe bu işte gerçek anlamda başarılı olamayız.

Yapacağımız şu:

Alt kollarınıza zaman ayırın

Yeni davetler alın

            Web sitelerinizi tasarlayın

Haftalık toplantılara katılın

Kitaplarınızı okuyun

En kısa zamanda sunumcu olmak için gayret edin

Alt kollarınızın eğitimlerinde bulunun

Ve eğitim setlerinizi ayda en az iki defa okuyun

Eski düşüncelerinizi bir kenara bırakın işinize ve geleceğinize zaman ayırın.

 

paradigmayı örneklerle biraz daha açalım:

 

Bir kisi ilk ayinda bin dolara yakin para kazanmistir ve ikinci ayinda artik yeterince grubu ile ilgilenmez ve yeterince para kazanamaz ilk olarak bu onun canini sikar ama daha sonra bu sorunu cozmedigi surece ikinci ve ucuncu aylarda para kazanamamasi ona cok siradan gelmeye baslar bunu sorun etmez. Cunku para kazanamamak artik normal bir seymis gibi gelmeye baslar o arkadasa.

Tabi bu Paradigma konusundan hepimizin cikarmasi gereken dersler var, oncelikli olarak asla ama asla bir Beginner'in iki satis yapamamasi normal olarak gelmemeli ona. Dunyadaki en kolay sey bir sag bir kol olusturmak olmali bizim icin ve sagimiz solumuzun bos oldugu her saniye icimizde bir sikinti yasamaliyiz. Taaa ki bu sorunu ortadan kaldirana kadar. 

Unutmayin Paradigmalar her yerde ve bizleri olduruyor. Dinazorlarin yok olmasinin nedeni degismemeleri ve uyum saglayamamalari hayata. Dinazorlar gibi yok olmamamiz icin mutlaka degisikliklere yeniliklere uyum saglamak zorundayiz. Bir cok insanin hayatta karsilastigi ve umutsuzluga kapildigini gorursunuz bunun tek nedeni Paradigmalaridir inanin!

Bir Presenter'in mesela sunum yapmadan gecirdigi her gun kendisine vicdan azabi yasatmali ya da bir Trainer'in egitim toplantisi yapmadan bir haftayi gecirmesi ona dunyanin en buyuk gunahini islemis gibi utanc vermeli. Bu hatalara eksiklikler bize siradan gelmemeli bugune kadar oldugu gibi. Biz de alisageldigimiz gibi degil Paradigmalari yikarak bir baslangic yapmaliyiz artik cunku bu SART!

Paradigmasiz bir organizasyonla buyuk basarilara imza atmamiz icin lutfen bu yaziyi bitirdiginiz andan itibaren degisim yasayin ve paradigmalariniza bir son verin.

 

gazeteler.com